İşte bu… Yemin ediyorum beklenen, hayali kurulan ve tam da bitmiş, yok olmuş dediğimiz anda ortaya çıkan şey.
Beklenilen oldu.
Yüzyıllar boyunca bu kadim şehri ayakta tutan. Medeniyetler boyunca kültür olarak motif motif işlenen ve tarihin her sayfasında, her sıkıştığımız anda birden bire ortaya çıkan ve halkımı bir araya getiren, halkımı bir arada toplayan, halkımın ilham kaynağı olan birliktelik meşalesi yeniden yakıldı. Yakan kişi her ne kadar gayriihtiyarî bir gaf etmiş olsa da, ettiği bu gaf sayesinde gördük ki; yediden yetmişe bu memleketin oksijeninden ciğerlerine çekmiş her dadaş top yekûn bir “bar”a daha tutuştu. Ve özlenen görüntü olarak dünyanın her yerinde bulunan Dadaşlar bu olaya seyirci kalmamış, tepkilerini yazılı ve görsel olarak ilgilisine postalamıştır.
Pek nadir yaşanmasa da, arada sırada ilimizde meydana gelen veya her hangi bir yerde yaşanıp, bam telimize basıldığı zaman ortaya çıkan bu ruh halimiz, az biraz devam etse inanıyorum ki bu şehir birden bire çok şeyleri atlatacaktır. Ama ne yazık ki saman alevi gibi ateşimiz çok kısa bir zaman içerisinde etkisini kaybederek küllenip, soğuyup gitmektedir. İşte bizim birçok yerde anlatmaya çalıştığımız, duygu yüklü insanlarımızın her ortamda dile getirmeye çalıştığı DADAŞ lık ruhu budur. Evet, ne yazık tır ki Dadaş kin tutamıyor, Dadaş intikam peşinde koşamıyor. Ama tıpkı şairin dediği gibi, çelik bir yaydır gerildi mi sonucu sıkıntılı olur.
Şu birlikteliğimizin tavan yaptığı şu dönemde, çelik bir yay gibi gerildiğimiz şu dönemde; B.B.Erzurum Spor galibiyet serilerine başlasa, süper lige çıkma adımlarında ciddiyetini yeniden ortaya dökse. Şehrin beklemekte olan birçok sıkıntılarına ilgili yerlerden; başta Ankara olmak üzere beklenenler ve verilen sözler yerine getirilse. Mesela şu raylı sistem için adım atılsa ve hatta çalışmalar başlasa, Doğu Ekspres Trenimiz 1 gece şehrimizde mola verse. Eksi bilmem kaç derecelere kadar düşen kış şartlarında yaktığımız doğalgaz için, yakacak için gerçek manada katkı sağlansa falan… Aslında yazılacak o kadar çok şey var ki hepsini birden istemek hayalden öte bir şey olmaz ama ateşlenen şu fitili biraz daha olumlu yönde harlasak ve unutulan bütün sözleri hatırlatsak, hiç te fena olmaz sanırım.
Zaten her zaman masada kaybetmemizin asıl sebebi de bu. Bizi biz yapan ve bize sahiplenecek bir lobimizin olmayışı. Bizi dillendirecek, bizim ihtiyaçlarımızı bizimle birlikte ortaya serecek ve haklı bir hak arama şeklinde yapacak, Dadaşlığımıza yakışır bir lobicilik hareketimizin olmayışı. Oysaki şu birkaç günde yaşanan sitem aktarma durumunu, gerek şehir içerisinde ve gerekse şehir dışında yürütülen her türlü yıpratma faaliyetlerinde bu şekilde vaziyet alsak hangi güç karşı gelebilir ki.
Yıllarca vatan, millet, Sakarya denilerek susturulmuş bu şehrin değerleriyle oynama huyunuzdan vaz geçin bence. Gözümüzün içine baka baka yalan söyleme huyunuzdan vaz geçin bence. Suskunluğumuz dilimizin olmayışından değil, karakter sahibi oluşumuzdandır. Devletimize ve bilhassa milletimize olan sevdamızdandır amma birkaç tane kendini bilmezin de başta namus olmak üzere, ekmek ve milli değerlerimize el uzatmasına, dil uzatmasına ve hakaret etmesine de seyirci kalmamız beklenmesin.
Ne mutlu bize, bir kez daha gördük ki; tepkilerin demet demet olduğu bu günlerde bu şehrin bir olma, birlik olma, sahip çıkma özelliği kaybolmamıştır. Bu birleşimin istihdam sahalarında, iş sahalarında, eğitim sahalarında, her türlü platformda iyiye, daha iyiye yükselerek, halkımın maddi ve manevi yaşantısına katkı sağlaması temennimizdir. Başka şehirler yapıyor bunu; elimizden alınan kamu kurum ve kuruluşlarında, yapılması geciktirilen birçok işimizin aksatılmasında çok gördük.
İsteyince oluyor.
Öfkemiz demet demet değil de, sevgimiz kucak dolusu olsun.


