VEDAT KAN


SİZ NEYİN DERDİNDESİNİZ?

.


Öncelikle şunu açık ve net bir şekilde belirtelim… Anlamak istemeyen veya anlayışı kıt olanlar, bir kez daha ve hatta uzun uzadıya tekrar tekrar okusun; bizim bu yazılanlardaki asıl amacımız iktidar partisini övmek veya birilerine yaranmak için değildir.

Biz de çok iyi biliyoruz ki; iktidarlar gelip geçici, milletler ve bilhassa vatan toprağı ilelebet kalıcıdır. İktidarlar kişiler ile birlikte vardır, vatan ise ulusuyla.

Vatan; hiçbir zaman için bir avuç toprak parçası olmayıp, bağrında sakladığı şühedanın bereketiyle can bulan hazinenin ta kendisidir. Dolayısıyla asıl sahibi bir yana; avcısı da, haini de, satanı da bol olur.

Bizim bu yazdıklarımızdaki övünç kaynağımız sadece ve sadece memleketimizin, vatanımızın, yurdumuzun, topraklarımızın bütünlüğünü sağlamak için, ulusumuzun başta namus olmak üzere can ve mal güvenliğini en üst seviyeye çıkararak, koruyup kollayan ve memleketimizi bölücü olan her türlü faaliyetten bertaraf eden, bu uğurda maddi ve manevi her türlü gelişimi sağlamaya çalışan, yarınlarımıza daha sağlam ve daha müreffeh bir ülke bırakmak için gayret gösteren, gerek teknoloji ve gerekse üretim şeridinde, dünyamızın diğer devletleri ile daha koordineli ve eşit şartlarda çalışan bir takım kimseleri desteklediğimizin ifadesidir.

Her türlü psikolojik engellemeye karşın, maddi ve manevi tacizlere karşın, iftira ve suçlamalara karşın yılmadan, korkmadan ve inadına vatan, inadına millet diyerek, Hakkın rızasını kazanmak için gayret gösteren bir takım kimseleri desteklediğimizin ifadesidir.

Son yüz yıl içerisinde; bilhassa son yirmi yıl öncesine kadar hor görülen, aşağılanan, ötekileştirilip, sınıflara ayrılarak ve ne acıdır ki aynı kanı taşıyan iki kardeşin birbirine olan kasıtlı öfkesine son veren, kan davasını nihayete erdiren bir takım kimseleri desteklediğimizin ifadesidir.

Coğrafyamızın ve Anadolu’muzun karma etnik yapısını bahane ederek, tarihi ve kültürel gerçekleri kasıtlı olarak gizlenerek son elli yılına damga vurulmuş olan başta terör belası olmak üzere, her türlü kan dökücü eylemi, bölücü ve yıkıcı eylemi, insanlarımızı barış ve kardeşliklerinden uzaklaştıracak her türlü faaliyeti engelleyen bir takım kimseleri desteklediğimizin ifadesidir.

Kendi menfaatlerini ön planda tutan. Maddi kazanımları için kaybedeceği her hangi bir değerin tartısını idrak edemeyecek kadar bencil olan ve bu uğurda vatanın parçalanmasına dahi göz yumacak kadar karaktersiz bir anlayış gösteren kişilerin varlığına karşın, kendi ulusunu en az aksama ile ayakta tutmaya çalışan bir takım kimseleri desteklediğimizin ifadesidir.

Daha düne kadar darağaçlarında asarak idam ettikleri başbakanlarının asıldığı ipi dahi üretemez ve yurt dışından satın alır iken, bu gün sadece savunma sanayi alanında gösterdikleri başarının gururunu, inançları uğruna tam olarak yaşayamayan bir takım kimseleri desteklediğimizin ifadesidir.

Ülkemiz komşularımıza baktığımız zaman; kendi öz iradesi ile hareket edemeyen, hep birilerinin işgali altında can çekişen veya yurtları içerisinde satın alınmış kişilerin vasıtasıyla kurulan hegemonya ile idare edilen yerler olmasına karşın, cahilane ve güdümlü olarak  “….  da ne işimiz var,  …….. da ordumuz ne yapıyor” gibi saçma sorular karşısında büyük bir özveri ile Türkiye'mizin kurtlar sofrasında parçalanmasına müsaade etmeyen bir takım kimseleri desteklediğimizin ifadesidir. 

Yoksa bizim hiçbir iktidar partisiyle, hükümetler ile işimiz olmaz.  Değil mi ki siyasi irade; halkının ve vatanının savunmasında, kalkınmasında ve çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma aşamasında elinden gelen bütün gayret ve çalışmaları da yapıyordur.

Meyve veren ağaç taşlanır ne yapalım, olacak o kadar.

Ammaaa görünen odur ki kısa bir zaman sonra yapılması planlanan seçimlerde, içimizde bulunan bir takım art niyetli kimselerin çabaları ve satın aldıkları ihanet ehli kişilerin en kısa zamanda yurdumuzu komşularımızdan daha bir beter hale getirmeyi amaçladıkları da aşikardır.

Nasıl mı? İşte ekonomi ortada. Ancak bilinen şu durum asla ve asla unutulmamalıdır. Şu anda yurdumuzda yaşanan ekonomik dengesizliklerin asıl sebebi mevcut iktidardır. Evet. Evet. Evet…

Çünkü mevcut iktidar, daha önceden bu topraklar üzerinde hüküm sürmüş olan gerçek atalarının yolunda gitme hevesine kapılıp; ALLAH yolunda, HAK için ve halk için düzen kurma hevesine kapılıp, kendi iktidar dönemlerinden önceki bir takım iktidarların ağa babalarının önünde el pençe divan durma geleneğini es geçmese idi, böyle olmayacaktı.

Birilerinin; bu topraklarda, kurumlarında, cadde ve sokaklarında sanatından-sanatçısına, esnafından-sanayicisine kadar olan her türlü alanda faaliyet gösterdiği asıl soygununa, dayatmasına, istediği gibi at sürmesine, yayılmasına, ele geçirmesine ve hatta sömürmesine engel olunmasa idi, böyle olmayacaktı.

Pijama ile başbakan karşılayan iş adamlarının önü kesilip, bilmem ne uluslar arası toplantısında bebek katili bir başbakana “one minute” denilmese idi, böyle olmayacaktı.

Memleket meselelerinin görüşüldüğü ve bir ülkenin mahreminin bulunduğu bir toplantı esnasında, yıllardan beri süre gelen şımarık tavırlar doğrultusunda, masada bulunan ve halkın kendisi olan siyasi iradeyi aşağılayarak güçlerini ortaya koymaya çalışan birilerine “kes ulan” çıkışı yapılmasa idi, böyle olmayacaktı.

Bu ve buna benzer milyonlarca örnekler ile izah edebileceğimiz, başta savunma sanayi alanındaki ve saymak ile buraya sığdıramayacağımız bir çok alandaki faaliyetler olmasa idi elbette ki ekonomimiz böyle olmayacaktı. Dolar yine birilerinin keyfi istekleri doğrultusunda, altın ha keza aynı ve yağın tenekesi sıkıntıya mahal vermeden belli oranlarda kalacaktı. Una, şekere ve hatta hatta patatese, soğana kimse karışmayacak, saman bile kendi kafasına göre sahibini bulacaktı.

Oysa ki bu vatan bir teneke yağ ve saman için satılamayacak kadar, paha biçilemeyen kanlar ile sulanmıştı.

O yüzden bütün bu olanların müsebbibi mevcut iktidardır.

Elbette ki bu insanların arasında da, siyasi irade içerisinde de kendi menfaatleri, kendi maddi çıkarları doğrultusunda adım atan yılan soylu olanlar var, yok değil. Makamı için, hırsı için, emri vaki olarak sahiplerinin emirleri doğrultusunda, dünyalık olan her türlü getiri için kendi davasını satan, arkadaşlarını yarı yolda bırakan ve halkını satanlar var, yok değil. Sırf onların bile isteye yaptığı olumsuz her hareketi kalkıp ta bir camiaya ve dolaylı olarak bu millete fatura etmenin adı ne ile anılır bilinmez. Fazlaca da kafa yormak istemem ancak, bir gün bu ulus gerçek manada uyuduğu uykudan uyanarak şahlanıp, yeniden küffarın zelil olması için kıyama kalkacaktır. İşte buna hiç ama hiç şüphem yoktur.

İşte o zaman yurdumun bütün güzellikleri, bütün toprak altındaki ve toprak üzerindeki hazineleri çevremizdeki leş yiyicilerden arındırılarak, halkımın kullanımına sunulup, bir kez daha cennet vatan olma yolunda amacımız gün be gün aşikar olacaktır.

Aksi takdirde başımıza neler gelebileceğini merak edenler var ise komşumuz Irak'ın ve Suriye'nin daha dün yaşanan tarihine ve bugünkü genç neslinin büyük bir çoğunluğunun DNA testine baksın ne demek istediğimi çok rahat anlayacaktır.

O yüzden diyoruz ki bizim siyaset ile ilgili bir emelimiz olmaz, iktidar halkın zaten kendisidir. Halkımın kendi iradesine ve toprağına kilit vuracak hiçbir güce de müsaade edeceği aklımın ucundan dahi geçmez.

Hem bu saydığımız özellikleri taşıyan birilerini desteklememiz sizi niye bu kadar alakadar ediyor bilmem ama bildiğim tek bir şey var ki o da bu millet artık sizin kendi çirkin, adi, …….emellerinize boyun eğmeyecek kadar, inanmayacak kadar acı tecrübeyi yaşadığıdır.

Dün sağ-sol diye birbirine vurdurduğunuz iki kardeş, artık aynı sofrada aynı tasta olan çorbaya kaşık sallıyor. Dün Kürt-Türk diye mimleyip aşağıladığınız insanlar aynı düğünde halay çekiyor, dün başaramadığınız bölme ve parçalama senaryolarının yerini ekonomiye sevk ettiğiniz nasıl da belli oluyor. Kendi aranızdaki kıt beyinliler bile “bu hükümet gitsin her şey normale dönecek” yalanını gerçek olacakmış hissiyle savunuyor. Bu ikilem bile sizin ne kadar aciz ve acınacak zavallı olduğunuzun ispatıdır. Yüz yıl öncesinde söylenen “hürriyet” yalanlarına nasıl da benziyor değil mi? Senaryo aynı, yönetmen aynı, figüranlar bile aynı. Dün dedeleri tarafından satılığa çıkarılan vatanı bu gün torunları satacak ve benim kendi öz halkım da bu durumu yağ ile saman ile değiş tokuş edip seyredecek öyle mi?

Bu neyin kinidir?  Açık bir şekilde neden söyleyemiyorsunuz ki? Ve işin kötü ve en rahatsız edici tarafı ne biliyor musunuz? Bu işi bir adamın arkasına saklanarak yapmanızdır, ardında saklandığınız bu insanın kanuni dokunulmazlıklarından faydalanarak işlediğiniz her türlü pisliği daha ne kadar saklayacağınızı merak ediyoruz doğrusu. Sizin onun vatan hususundaki anılarına bile saygınız yok, biz bilmiyor muyuz ki? Amacınızın ne olduğu da belli sonucunun ne olacağı da…

Tekrarlamakta fayda var, bizim iktidar partisi ile işimiz olmaz, yukarıda bahse konu edilen ve birilerine her daim batan, birçok güzel çalışmayı hayatiyete geçiren bir takım iyi insanları destekliyoruz. Ya eğer ki diyorsanız ki bu yapılanları zaten bu iktidar yapıyor, işte o zaman evet doğru yoldayız der ve sonuna kadar da destek olmaya devam ederiz.

Dün bizimdi, bugün bizim, yarın inşallah yine bizim. Vatan bizim, toprak bizim, yurt bizim. İktidar bizim, irade bizim halk bizim. Sahi siz neyin derdindesiniz?