VEDAT KAN


SEÇİM RÜZGÂRLARI ve SAHİPSİZ BİR ŞEHİR 4

.


 

Kesinlikle ve kesinlikle tekrar ediyorum; dürüst, çalışkan, vatansever, hak gözetir, işinin hakkını veren, halk için-hak için çalışan, aldığı ücretin kuruşu kuruşuna bereketini Allah'tan bekleyip o yönde fikir sahibi olan, kariyeri, makamı, statüsü, sınıfı, etiketi ne olur ise olsun bütün insanımı, halkımı tenzih ediyorum… Ama şu aşamada aramızdaki çürük elmaları da ayıklama, deşifre etme zamanı geldi de geçiyor bile… “sahipsiz şehir” algısı kader değildir.

 

2. Organize Sanayi Bölgesinde yaşanan hayal kırıklıkları, Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi hususundaki yaşanan hayal kırıklıkları, Besi Organize Sanayi Bölgesi hususundaki yaşanan hayal kırıklıkları elbette ki ilimizin gelişememesindeki en büyük etken olarak başı çekmektedir. Bu hususta ilimiz siyasilerin olaylara vakıf olmamalarından kaynaklanan eksikliklerin yanı sıra, ilimiz bürokrasinin olaylara yaklaşım açısının yetersiz kalması ve kurumlar arası diyaloğun, bilhassa üniversite gibi bir avantajın kullanılamaması gerekçe olarak gösterilebilir. Ve en büyük eksikliğimiz olan ve her alanda her yerde karşımıza çıkan bir LOBİMİZİN olmayışı…

 

Şehrimizin savunuculuğunu yapacak bir lobimizin olmamasının eksikliğini her daim yaşamamıza rağmen, toplumsal-sosyal ve siyasi her arenada haklarımızın göz göre göre gasp edilmesi olayını yıllardır yaşamamıza rağmen,  “Vatan-Millet-Sakarya” nakaratından oluşan slogan yatıştırması sayesinde yıllardır ağzımız kapalı, vatanına ve milletine sadık bir şehir olmanın da haklı gururunu yaşamaktayız. Ancak o gurur hiçbir zaman karın doyurmadığı gibi, çoğu zamanda da aç bırakmıştır. Şehrimizden masal anlatılarak koparılan/yer değiştirilen kamu kurum ve kuruluşlarımızın örneklerinde olduğu gibi…

Başka şehirlere hediye edilen yatırımlarımızın hayal kırıklığı bir yana ilimizde var olan mevcut durumdaki kurum ve kuruluşlarımızın birbirinden kopuk ve sadece kendi alanlarıyla ilgili olarak hizmetlerini sürdürmeleri ise başka bir tartışma konusudur.

 

Öyle ki bütün ilimizin siyasileri başta olmak üzere, bu kurum ve kuruluşların bir araya gelerek, il ve ilçe bazında gerekli çalışmaları yapabilme kapasiteleri belli bir oranın üzerine hiçbir zaman çıkmamıştır, çıkamamıştır ve anlaşılan o dur ki çıkması da şimdilik bu zihniyetlerde mümkün görülmemektedir.  Çok basit bir örnek vermek gerekir ise, halen daha Doğu Ekspresini bir geceliğine dahi olsa ilimizde mola verdiremeyen veya sebebini dahi açıklayamayan bir yönetimin başka konularda fikir birliği sağlaması ve ilimizin menfaatine çalışması ne derecedir, tartışılır.

 

Oysaki bu şehir; kendi sınırları ve çevre il komşularının sınırları da dâhil olmak üzere, hayvancılık ve tarıma dayalı bir takım üretimlerin yapılabileceği bir alan konumunda olmasına rağmen, kış mevsiminin dezavantajlarını avantaja çevirecek bir konumda olmasına rağmen,  yanlış yönlendirilmeler, eksik bilgilendirilmeler ve hatta bilinçli olarak bilinmeyen her türlü imalatın içerisine çekilerek, birçok maddi ve manevi kaybın yaşanmasına sebebiyet verilmiştir. Kaybettiğimiz her zaman dilimi bu şehrin sıralamalarını hep gerilere atmakta, yaşam kalitesini düşürmektedir. Araştırılmadan, fizibilite çalışmaları yapılmadan, pazar oluşturulmadan, alt yapı oluşturulmadan ortaya konulan yatırımların tamamına yakını bugün büyük zararlar ile kapatılmış bulunmaktadır. Var olan ve ayakta kalma mücadelesi veren firmalarımız ise kendi gayret ve çabalarının yanı sıra, her türlü kazanımlarından ödün vererek bu işe ciddi manada emek harcayarak ayakta kalmayı başarabilmişlerdir.

 

Kış mevsiminin en ağır ve sıkıntılı geçtiği bir coğrafyada, asırlardır bulunmamıza rağmen son 20 yıldır kışın-karın ve yanı başımızda bulunan Palandöken’in farkına vararak keyfini henüz sürmeye başladığımız gerçeği bile bize utanç olarak yeter. Bu bahse konu keyif sürme işi pahalı ve zahmetli bir uğraş olduğundan dolayı, yöre halkımızın bu konuda harcama yapabileceği bir maddi imkânı da bulunmamaktadır. Yerel yönetimlerin de bu tür harcama yapabilecekleri bütçeleri olmadığı için onlarca yıldır Palandöken nüfusumuzun büyük bir bölümü için seyirlik bir dağ görünümünden öteye gidememiştir.

 

20 yıl öncesine kadar; elimizdeki imkânları kullanamadığımız için, sanayicimizin ürettiği ürüne sahip çıkamadığımız için, esnafımızın kalkınmasında faydamız olmadığı için, yerli ürün-yerli malı zihniyetine gereken değeri vermediğimizden dolayı bu şehir gelişmişlik seviyesinin çok altında kalarak, ülke sıralamalarının çok altında bir yerde ancak tutunabilmiştir... Çok değil, daha düne kadar etiketinde üretim yeri Erzurum yazan mallar için “Erzurum da üretilen malda kalite olmaz” diyen ilimin halkı, bugün kalkıp ta, bu şehirde sanayi olmaz deme hakkına ne derece sahip olmalıdır, tartışılır. Markete alışverişe gittiği zaman, satın aldığı ürünün menşeine bakmadan alanların büyük bir çoğunluğu bu zihniyeti taşıyan bilinçsiz tüketici dediğimiz türden çoğunluktur ki, işte bizden olmayan ama bizdenmiş gibi görünüp ortalığı karıştırmak isteyenlerin hedefindeki kitle de, bu kesimdir. Sürü psikolojisini de çok iyi bilen bu azınlık, nerede ve ne zaman hamle yapacağının da bilinciyle şehrimi son elli yıldır gizliden gizliye yönetmekte, sömürmekte ve bütün bunlara rağmen de başköşede oturarak hiçbir şeyden haberi olmayan mazlum rolünü çok iyi oynamaktadır.