Uz.Dr. Ayhan Yiğit


LOZAN’I BEĞENMEK YA DA BEĞENMEMEK -024 -

LOZAN’I BEĞENMEK YA DA BEĞENMEMEK -024 -


Lozan Barış Antlaşmasının 101. Yılını kutluyorum.

Bazı durumları, sözleşmeleri, taahhütleri ve antlaşmaları beğensek de beğenme -sekte

kabul etmek zorunda kalırız…

Veya elimizde olmayan nedenlerle; şartlar, imkânlar, imkânsızlıklar, toplum etkisi, tazyiki

uluslararası görüş, baskı ve hukuk… vs.

Gibi faktörler/ etmenler: sizi, ilkeyi / İlkeleri kabul etmek zorunda bırakır.

Uluslararası sözleşmeler de böyle. Lozan Antlaşması da böyle:

Kabul ettirmişler. Kabullenmek zorunda kalmışız. Birçok şeyde kazanmışız… (Avantaj

sağlamış.)

Bazen, çocuk kucağımıza doğar; bunu beğensek de, beğenmesek de onu kabullenmek

zorundayız. O bizimdir, canımızdır, bir parçamızdır.

Lozan antlaşması çok önemlidir:

Tescildir, kötü bir antlaşmadan sonra (Sevr de, bize küçük bir Anadolu toprağı

bırakıyorlardı! Doğuda büyük bir Ermenistan devleti kuruyorlardı…), yenilgiden sonra (1.

Cihan Savaşı.)

Kurtuluş Zaferinin atağıdır... Zafer sonrası başarılabilmiştir!

O bir tapudur, sözün yazıya kayda geçmiş tasdik edilmiş şeklidir.

O barıştır, sulhtur, savaşı bitiren belgedir, değerdir. Anadolu topraklarını, Türkiye

Cumhuriyeti’ni kazanmamızdır…

Başta milletimiz olmak üzere; devletlerin ve milletlerin rahatlamasıdır, nefes almasıdır.

Askerin ve milletin kırılmasının durmasıdır, durdurulmasıdır.

Güvenin, güvenliğin gelmesidir.

Çalışmanın, üretimin, sanayinin ve teknolojinin başlaması; kalkınma hamlelerinin

olabilmesi için zemin oluşturması demektir.

Zaten ideal bir antlaşma yoktur, olamaz. Bir taraf için iyi ve avantajlı olan, diğer taraf için

kötü ve dezavantaj olur/ olabilir…

Antlaşmalarda bir ülke/ ülkeler, birçok yarar/ fayda sağlayabilir. Diğer bir ülke/ülkeler

zararlı çıkabilir. Toprak, prestij, nüfus, stratejik mevki… kaybedebilir.

Lozan antlaşmasında da biz kazanmışız. Kurtuluş Savaşı zaferinin; siyasi ve Uluslararası

zafere ulaşmasıdır…

 

Bu, kaybeden ülkenin yöneticisinin ve delegasyonunun başarısız olduğu, iyi savunamadığı

anlamına gelmez.

Diğer ülkede, umduğunu buldu, her istediğini aldı şeklinde de yorumlanamaz.

Bu olay/olaylar, güç/ kuvvet durumuna göre gelişir ve sonuçlanır.

Denge meselesi; terazinin hangi tarafı ağır basıyorsa o / onlar kazanır...

Eski tarihlere gidelim: Bizim için, Türk devletleri için, Osmanlı Devleti için ideal bir veya

birkaç antlaşma gösterebilir miyiz? (Kazançlı çıktıklarımız dâhil.)

Ancak, yükselme döneminde; çok kazançlı antlaşmalar yapmışız…

Karşı veya düşman devlet yetkililerine sorsak, onlarda ideal ve çok kazançlı bir antlaşma

yaptık demezler.

Bu denklem meselesi ve de çok bilinmeyenli; bilineni de var bilinmeyeni de.

Çözümü ise çok zor bir denklem, hatta denklemler zinciri, ya da açılması bin bir zahmetli tel

yumağı…

Osmanlı dönemi antlaşmalarından örnekler alırsak: Onlarca antlaşma yapılmış; Duraklama

ve gerilime döneminde, hep toprak kaybedilmiş!

Karlofça’dan Sevr 'e kadar…

Yazı devam edecek, hoşça kalın. 

Uzm, Dr. Ayhan yiğit