Selami Aktaş


Kadınlar gününde Çanakkale'nin kadın kahramanı: Safiye Hüseyin

.


Bu vesieyle tüm kadınların. Kadınlar günü kutlu olsun

Tarihin en kanlı savaşlarından birinde, Çanakkale'de kahraman askerlerimizin yanında görev yapan Türk kadınının Safiye Hüseyin Elbi olduğunu biliyor muydunuz? Ya da Safiye Hüseyin'in ilk diplomalı hemşiremiz olduğunu? Gözlerini kırpmadan cepheye koşan kahraman Mehmetçiklere cephe gerisinde destek olan, yüce gönüllü kadınlarımızdan Safiye Hüseyin Elbi hakkında bilinmeyenleri sizler için hazırladım

MİLLETİMİZİN VAROLUŞ DESTANI

Çanakkale Savaşı'nın, o zamanın süper güçleri olan İngiltere ve Fransa'nın öncülüğünde sayıları beş yüz bini aşan istilacı saldırganlara karşı Türk milletinin yaklaşık yüz bin kişilik daha az bir kuvvetle yaptığı bir vatan savunması olduğunu biliyor muydunuz?

Çanakkale Savaşı, Türk ve dünya tarihinin en önemli savunma savaşlarından biridir. Denizde ve karada dünyanın en büyük donanmalarına ve kara kuvvetlerine karşı Türk milletinin topyekün direnişinin hikâyesi olan bu savaş, sonuçlarıyla da tarihin akışını değiştirdi.

Türk milleti bu savunmayı sadece savaşan erkekleriyle değil hem cephede hem de cephe gerisinde büyük hizmetler gören kadınlarıyla birlikte yaptı.

HEMŞİRELİK TARİHİNDE ÖNCÜ

''Çocuk, büyüklerinden gördüğünü taklit eder. Hastaya şefkati, merhameti ailemde görerek büyümüştüm. Florance Nigthingale'in resminin karşısına geçer, takdirle hayranlıkla bakar, insanlığın o yüksek mertebesine ulaşabilmenin ne büyük bir saadet olduğunu düşünürdüm.''

Safiye Hüseyin İngiltere'de deniz ateşeliği hizmetinde bulunan Ahmet Paşa'nın kızıdır. Avrupa'da öğrenimini tamamladı. 1912 yılında savaşta yaralanan askerlerimize yardım için Besim Ömer Paşa'nın önderliğinde Kızılay'ın açtığı altı aylık hasta bakıcı kursundan ilk mezun olan hemşireler arasında yer alan Safiye Hüseyin, Balkan Savaşı sırasında Asar-ı Atika Hastanesinde görevlendirildi. Ağır yaralıların tedavi edildiği bu hastanede üstün hizmetlerde bulundu.

GÖNÜLLÜ HASTA BAKICI

Çanakkale Savaşı başladığında Safiye Hüseyin büyük bir hizmet aşkıyla gönüllü hastabakıcı olarak yazıldı. Çanakkale Savaşı'nda birçok vapur hastane gemisine dönüştürüldü. Safiye Hüseyin, Çanakkale'de yaralanan askerlerin tedavisi için hazırlanan Reşit Paşa Vapuru'nda Besim Ömer Paşa tarafından baş hasta bakıcı olarak görevlendirildi. Hastane gemileri Akbaş veya Kilya iskelelerinden yaralıları alıp İstanbul hastanelerine, Hilal-i Ahmer ve Vatan hastanelerine yaralıları sevk ediyorlardı. Reşit Paşa Vapuru, Akbaş iskelesinde, gelen yaralılara ilk müdahalelerin yapılması için demirli vaziyette tutuluyordu.

MODERN HEMŞİRELİK NASIL BAŞLADI?

Modern anlamdaki hemşireliğin, 1854-1856 Kırım Savaşı sırasında, Florance Nightingale ile başladığı kabul edilir. Florance Nightingale, 1854'te sivil hastanelerdeki kişilerden seçilen bir kafile ile İstanbul'a geldi ve savaştan dönen yaralıların ölüm oranını yüzde 42'den yüzde 2'ye düşürdü. Böylece hemşirelik alanında ünlendi.

’’İYİLEŞTİRDİĞİM HER YARA BENİM İÇİN KÜÇÜK BİR MADALYA OLACAK’

"Besim Ömer Paşam, yiğitlerimizin yarasını sarmak gibi bir ulvi görevi yerine getirme saadetini tecrübe etmeme izin veriniz. İyileştirdiğim her yara benim için küçük bir madalya olacak… Bu hizmete koşarken hiçbir ödül beklemediğimi açık ve kesin bir dille ifade etmek isterim. Görevimiz efendim... Görevden de hangi şartlar altında olursa olsun kaçmam. Kaçamam. Canlarını sakınmayan bunca yiğidin yarasını sarmak için gitmekten ben neden imtina edeyim? Yolumuzda denizaltılar olsa bile. Ne fark eder? Ne gam ki Besim Ömer Paşam?.. Şunu iyi biliniz Paşam, içime doğmaktadır ki, Rabbim bizi bu görevimizin aciliyetinden, öneminden dolayı inşallah koruyacak ve esirgeyecektir. Gözetecektir. Oraya sağ salim gideceğiz ve yaralılarımızı alıp İstanbul'a yine sağ salim döneceğiz…"

ULUSUMUZUN İLK HEMŞİRESİ

Safiye Hüseyin, hastane gemilerinde korkusuzca ve fedakarca görevini yerine getirdi. Türkiye'de modern hemşireliğin gelişmesinde büyük katkısı olan Safiye Hüseyin Elbi, Kurtuluş Savaşı'nın ardından yaşamını hemşireliğe adadı ve hayatının geri kalanını hemşirelikle ilgili yazılar ve konferanslar vererek geçirdi.

Saltanat döneminde Almanya ve İsviçre'deki kongrelere katılmış olan Safiye Hüseyin Elbi, 1923 ve 1927 yıllarında Cenevre'de toplanan Uluslararası Hemşire Kongresinde Ulusumuzu hemşirelik alanında temsil eden ilk hemşire oldu.

SAFİYE HÜSEYİN BALKAN SAVAŞI'NDA

Dr. Besim Ömer Paşa tarafından, ağır yaralıların tedavi edildiği Asar-ı Atika Müzesi Hastanesi'nde görevlendirilen Safiye Hanım, Balkan Harbi sırasında yaşadığı zorlukları şöyle ifade eder:

''Petrol lambalarıyla, fenerleriyle gecenin birine ikisine kadar hastalara pansuman yapıp yataklarına yatırırdık. İcabında ameliyatlar da yapılırdı. Aylarca böyle çalıştım. Henüz dinlenmeye fırsat bulmadan Birinci Dünya Savaşı ilan oldu. Hasta bakıcı kurslarını takip etmiş, pratik görmüştüm ve elime geçen anatomi kitaplarını okumuştum.''

Ardından 950 kişilik Galata Hilal-i Ahmer Hastanesi'ne tayin olan Safiye Hanım, orada başhemşire oldu ve ender hastalıklara karşı tecrübe edindi. Safiye Hüseyin, o dönemi şu şekilde dile getirdi:

''Tetanos ve kangren gazoz hastalıklarının mütehassısı oldum. Bu hastalıkları benim gördüğüm kadar gören şimdi bir tek genç doktor yoktur.''

''BİZİM MESLEĞİMİZ AŞK İSTER''

"Bizim mesleğimiz aşk ister. Şimdi aşk yok. Bu yüzden Hemşirelik davamız henüz halledilmedi. Genç kızlarımız bu mesleğe rağbet etmiyorlar. Bizim zamanımızda hastanelerde hep paşa kızları çalışırdı. Dünyanın her tarafında bu böyledir. İsveçte ilk hastabakıcı teşekkülü kraliçenin nedimeleri ile başladı. Almanya'da bu davanın öncülüğünü Kontes Albach yaptı. Biz çalışmaya başladığımız zaman hastanede doktorlar da, hastalar da şaşırmışlar "buradaki üzücü, sıkıntılı şartlar içinde çalışmanız günahtır" demişlerdi. Ama biz böyle düşünmüyorduk. Bakımımızla iyileşen, gözleri parlayan hastalar görmek dünyalara bedeldir. Hastalara yardım etmek, acılarını dindirmek sevinciyle doluyorduk, gözümüz başka bir şey görmüyordu artık. Bir kadın eliyle bakılmak, kadın şefkatiyle sarılmak hastaların moraline de tesir ediyordu. Bize "valde sultan, valde hanım, hanım anne diyorlardı. Evimde iki çocuğumu bırakmıştım ama, hastaneden yüzlerce çocuğum vardı. Hepsi bana muhtaç. Harbi Umumide Reşit Paşa gemisindeydim. Yaralı çoktu, hastalar yerlerde yatıyordu. Başından ameliyat olmuş bir askeri şimdi de görür gibiyim. Yarası çok ağırdı, saatleri sayılıydı artık. Doktor her şeyi yapmıştı ama, iş işten geçmişti. Yanına gittim, dudakları kupkuruydu. Can çekişiyordu. Biraz su verdim, baktım alıyor, biraz daha verdim. Kımıldamaya başladı, ümitle koştum, süt tozu eritip kaşıkla yavaş yavaş içirdim. Durumu gittikçe düzeldi. Birkaç saat içinde ölümden hayata döndü."

SAFİYE HÜSEYİN ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA

Çanakkale Savaşları'na gönüllü hemşire olarak giden Safiye Hüseyin, Çanakkale'de yaralanan askerlerin tedavisi için hazırlanan Reşit Paşa Vapuru'nda başhemşire olarak görevlendirildi. Safiye Hüseyin Elbi, Çanakkale Savaşı'nda olanları şöyle anlattı:

"Gönüllü olarak gidiyordum…Reşit Paşa'ya bindik. Çanakkale'ye geldik, Akbaş Mevkii'nde demirledik. Hastaları, yaralıları toplamaya başladık. Ne yaralılar, ne yaralılar. Şu parmakları görüyor musunuz? Ben bu parmaklarımla kaç delikanlının gözlerini bir daha açılmamak üzere kapattım. Kaç delikanlının…"

TÜRKLERİN FLORANCE NIGHTINGALE'İ SAFİYE ELBİ'YDİ

Ulusal ve uluslararası iftihar ve takdir nişanları, Florence Nightingale madalyası ve Kırmızı Şeritli Harp Madalyası aldı. Bugün yaptığı hizmetleri ve gösterdiği üstün çabası ile Türkiye'nin ilk hemşiresi olarak anılan Safiye Hüseyin Elbi, son gününe kadar mesleğinin tutkusu içerisinde yaşamını sürdüren hemşiremiz, 1964 yılında 83 yaşında yetiştirdiği hemşirelerin kucağında yaşama veda etti.

SAVAŞIN KADIN KAHRAMANI

Balkan Harbi'nde ve Çanakkale'de nice askerimizin yaralarını saran, nice şehidin gözlerini kapatan Safiye Hüseyin, yalnızca bizim askerlerimizi değil, savaşta yaralanan bütün askerlerin yarasını sardı.