Yıl 2011 ve kış mevsimi yaklaşırken kar yağması için dualara çıkmıştık. Yıllarca değil, asırlar boyu esaretinden aman dilediğimiz kışı ve kar yağışını dualar ile ister olmuştuk. Özler olmuştuk.
Tonlarca yatırım yapıldı, paralar harcandı, emekler ile birlikte göz nurları döküldü kar üzerine. İlmek ilmek işlendi hayaller, önceleri adı kara olan kışlarımıza. Gerçi halen daha dar gelirli vatandaşlarımız için kışın adı kara ama yapacak fazlaca da bir şey yok.
Ama o yıllarda birileri için bu kar, kâr kapısı oldu. Birileri için gerçekten atlama kulesi oldu. Birileri çağ atladı, birileri sınıf atladı ve hatta birileri bayağı bir uzun atladı… Öyle bir atladılar ki adım attıkları yerden gelemediler ve çoğu şimdi bu şehirde bile yaşamıyor artık.
Ama Palandöken de orada, kışlarımızı karaya çeviren karda orada, tipide orada, boran da.
Dönem iktidarı gerçekten çaba sarf etti buraya. Cumhuriyet tarihinin değil, binlerce yıllık Erzurum tarihinin en büyük yatırımları yapıldı. Yapılan bu devasa ve kapasiteli yatırımlar istenilse idi bu şehrin tarihini gerçekten çevirebilecek güçte ve göstergede yatırımlar idi.
Ne oldu? 2011 Üniversiteler arası Kış Oyunları organizasyonu bitti ve tesislerin büyük bir çoğunluğunun da kapısı kilitlenerek başka bir kışa, başka bir tesadüfî alınacak oyunlara kadar kapalı bırakıldı. Bu arada elbette küçük çaplı faaliyetler için bazı tesislerimiz kullanıldı ama yapılan o devasa yatırımların kullanıldığı alan komikten de öte bir şeydi.
Yani biz; hiçbir sularda bulunmayan, dünyada sadece birkaç tane örneği olan amiral gemimiz ile sadece olta balıkçılığı yaptık. Anlayana…
Bugün kulvarda başka amirallerimiz var. Kaptan ı Derya olarak görünen sayın valimin samimiyetinden ve gayretlerinden şüphe duyanın, insanlığından da şüphe duyarım ki o konu tartışılmaz, kesinlikle kırmızıçizgimizdir.
Mehmet başkanımı her ne kadar bazı konularda eleştirsem de yaptığı bazı çalışmalardaki performansından dolayı “bu şehirde eli öpülecek birkaç ağabeyiden biri” olduğunu da her daim söylemiş ve yazmışımdır. Bu da demokrasilerde olmazsa olmaz olan, olağan maddelerden birisidir. Biz yeri geldiğinde yiğidi öldürsek bile hakkını veririz.
Şimdi gelelim asıl konumuza…
Yeniden gündemimiz Palandöken.
Yeniden konumuz kış.
Yeni bir başlangıç ve yeni bir heves…
2023 Wınter Gymnasiade ISF Dünya Okullar Kış Oyunları Erzurum da yapılacak ve bahse konu ile ilgili yetki belgesi özelliği taşıyan amiral gemisi bayrağı da teslim alındı.
İşte buraya kadar harika.
Rabbim nazarlardan saklasın. Çünkü bundan sonra bu ve buna benzer o kadar çok duaya ihtiyacımız var ki anlatmak mümkün değil.
Neden mi? Bu oyunlara katılacak olan yarışmacıların kendilerinin, ailelerinin, ülkelerinin yöneticilerinin, gazetecilerinin, ilgili – ilgisiz birilerinin gözü kulağı şehrimizde olacağından. Ve hatta hatta yarışmalara ev sahipliği yapmak için alakadar olan ve başarısızlığımız için her gün dua edip adaklar adayan diğer ülkelerin ve şehirlerin temsilcilerinin gözü kulağı şehrimizde olacağından. Ve hatta yurdumuzda, bu yarışmaların bu şehirde yapılacak olmasından gocunacak olan ( ki ALLAH ın emridir, olmazsa şaşarım) bazı şehirlerimizin rekabet kanları kabaracağından. Gözleri ve kulakları bizim üzerimizde olacağından. Nazar edeceklerinden, hata yapmamız için ve bu organizasyondan başarısız olmamız için dua edeceklerinden, imkân bulsalar çaba sarf edeceklerinden şüphem bile olmadığından dolayıdır ki, bayağı bir duaya ihtiyacımız bulunmaktadır.
Yeni bir başlangıcın sıkıntılarının ve oluşum aşamalarının ne kadar zor olduğu bilincindeyiz, ancak elimizdeki “var” olanlara baktığımızda dünyada birçok şehirden ve hatta ülkeden daha şanslı olduğumuz gerçeğini neden unutuyoruz anlamış değilim.
Her zaman yaptığımız hataları yapmadan, ahbap çavuş ilişkisi muhabbetine düşmeden, ideoloji ve ayırım politikaları ile birlikte siyasi çıkar gözetmeden ve ne yazık ki sınıf ayrıcalığı yapmadan başaramayacağımız ne var Allah aşkına.
Bu şehrin geleceğini artık birilerinin egosu altında ezdirmeden, birilerine peşkeş çektirmeden veya birilerine atlama kulesi yaptırmadan çalışılamıyor mu?
Çok mu zor?
Valime inancım tam. O’ndan yana sıkıntı yok. Bu arada iktidar partisi il yönetimi 2011 de yapılan hataların yapılmasına müsaade etmeden ve hatta mümkün ise olaya karışmadan saha kenarından kontrolünü yapsa ve Mehmet başkan da bu çalışmayı ilgili kurumların işbirliğinde sınıf ayrımcılığı yaptırmadan “ak” ına “ kara” sına bakmadan, el birliği ile yapılsa hiç te fena olmaz diye düşünüyorum.
Gerçi, amiral bayrağını teslim alan heyetimiz henüz gelmedi ama kesinlikle inandığım bir şey var ki birileri daha şimdiden avuçlarını ovalamaya başlamıştır bile.
Ne olur bu sefer izin vermeyin.
Bırakın bu işin uzmanları, işin gerçek elemanları ile işlerini yapsınlar ve şu şehir tarihinde gerçek bir organizasyon nasıl yapılırmış âleme göstersin.
Elbette ki sevenlerimiz var, dua edenlerimiz olduğu gibi, ama ardımızdan tetik çekenimizin daha fazla olduğu bu aşamalarda zaten bir lobimizin olmayışının eksikliğini yaşıyoruz. Bari bu işte şehrin nabzına kulak verin. Bari bu işte şehir olarak, STK lar olarak, siyasi ayrım yapmadan Dadaşlar olarak el birliğiyle bu işi yapalım.
Atılacak olan bu adımın büyüklüğüne veya küçüklüğüne bakmadan, gelecek olan misafir sayısının azlığına veya çokluğuna bakmadan bu işe sadece ve sadece yeniden diriliş gözüyle bakarak yapalım.
Yapalım ki; elimizde “var” olanların sayesinde şahlanışımızın, dünyaya kendimizi göstermemizin, “sahapsız memleket” olgusunun yıkılışının ve “bu şehirde kolektif çalışma olmaz” yanılgısının ayaklar altında ezilişinin başlangıcı olsun.
Yapalım ki; binlerce yıllık tarihi olan bu şehrin, yeniden gözdelik makamına oturuşunun ve asırlar boyu sömürülen hakkının geri getirilişinin başlangıcı olsun.
Belki bu sayede şehrimizin gerçek manada bir lobisi oluşturulur. Gerçek manada siyasi çıkar gözetmeksizin, tribünlere değil saha içine oynayan oyuncuları ortaya çıkar ve kimselerin gasp edemeyeceği haklarımızın keyfini süreriz.
Haydi, Vira Bismillah…



