Hayal ile başlıyor değil mi? Okumak, kariyer sahibi olmak. Bir de adamlık özelliği de eklenirse ve hatta sevdiğin bölümü tutturacak kapasiten de var ise değme keyfe…
Bal kaymak tadında olur hayat. İnsana hizmet etmek, insana insan olduğunu hissettirmek, insanlardan insanca dua almak ve gece yatağına uzandığın zaman insan olduğunu anlamak…
Farkındayız; İnsana hizmet edilen her iş sıkıntılıdır, her iş problem yüklüdür. İşin içerisinde insan ve sağlık var ise aynanın önünden birkaç tur atmak farz olur bu sefer.
Elbette kolay değil, yıllarca bir hayalin peşinden koşmak. Geceni gündüzlere katmak, birçok şeyden ödün vermek ve hatta vaz geçmek.
Elbette kolay değil, farklı ve bir o kadar da değişik karakterdeki insanın halinden anlamak, yoluna gitmek, hizmet etmek.
Elbette kolay değil, bilinmeyen bir denklemden yola çıkarak sonuca varmak ve karşındaki var olan şeyin bir insan olduğu düşüncesiyle, ona zarar yerine faydalı olmaya çalışmak. Dikkat etmek, o yıpranmasın diye de kendini yıpratmak.
Ve inanın farkındayız! Birçoğunuz bizim gibi insan, birçoğumuz da sizin gibi insanız… Farkımız; siz şifa dağıtan, biz ise şifaya susayan olmamızdan kaynaklanmaktadır.
Gönül işidir bu, gönlü olmayanın yapabileceği bir iş değildir zaten.
Zoraki yapılmıyor, ne kadar çabalar isen çabala, gönülsüz olunca fayda sağlamıyor. Seveceksin, inanacaksın ve karşındakine insan gözüyle baktığında elbette ki insan göreceksin. O zaman bak, nasıl da güzel işliyor her şey. Öyle bir dua alırsın ki, nerede ve ne zaman seni cehennemden kurtaracak sen bile bilemezsin.
Yanlış anlaşılmasın lafımız kendini bilene, işini bilene, halkını bilene, hakkını bilene değil hâşâ. Onları tenzih ederim ama kendini bilmeze de susmak tarzım değildir.
Yok, ben farklı olarak farklı açıdan bakarım meseleye der isen.
Müşteri gözüyle, hasta gözüyle, kalabalık yığıntı gözüyle bakar isen kusura bakma; değil kanun koruması, adım başı yanında polis bulundursan garibin bir ahı sana yeterde artar bile.
Sağlık bir sektör olabilir ama sizin çalıştığınız alan kurumdur. Kurum…
Kurumun amiri olan Devlet Başkanı, gittiği her ortamda “sağlıkta çağ atladık” diye not geçiyor. Kurum amirinin vekili olan Sağlık Bakanı bu nota daha farklı şeyler eklemek için gece gündüz çaba sarf ediyor. İllerde görevli, yardımcı personel konumundaki il müdürleri bile kurumun menfaatine, elemanlarının menfaatine katkı sağlamaya çalışıyor ve bir tane kendisini bilmez kalksın bütün bu çatıyı ayaklar altına alarak yıkmaya kalksın. Oldu mu şimdi?
Çocuk ya daha çocuk… Okula birkaç gün önce başlamış, konuşma esnasında iki harf telaffuzunda problem var diye ve en önemlisi de sınıftaki diğer çocuklar ile aralarında problem oluşmasın diye öğretmen tavsiyesi ile konunun uzmanına yardım için gönderiliyor.
Ne mi olmuş? Dil Terapisti doktor hanımcığımız, bu çocuğumuzu üç ay sonrasına gün vererek kapı dışarı etmiş. Hem de Bolu Beyi tarzında. Detaya inmek istemiyorum, Başhekim Hocamızın anneye verdiği cevabı dahi burada yazmak istemiyorum ama belli ki bu doktor hanımımız da birilerine çok güveniyor ki “dediğim dedik diyerek” millete postun kıllarını saydırıyormuş. Acaba kim var arkasında merak ettim doğrusu.
Dedik ya gönlü olmayanın burada yeri yok diye. Faydalarından çok zararlarını görüyoruz.
BEDİR hocam Allah aşkına kaldırın şu tankları, çözün şu zincirleri. Gönlü olmayanlar ile işimiz olmaz bizim, zaten zorla güzellik olmuyor.
Biri kırbaç ile personel çalıştırır, diğeri babasının hanından kovar gibi vatandaşı kapı dışarı eder. Eeee adını ne koyacağız bu işin hocam deyin hele; siz gayret gösterin birkaç kişi bozsun.
Siz; silah zoruyla mı, kırbaç zoruyla mı çalıştırıyorsunuz bunları…



