Halk aşığı olmak, işte bu. Memleketini seveceksin, memleketine âşık olacaksın ve memleketinin her türlü problemi karşısında yeri ve zamanı geldiğinde dile getireceksin. Düzeltme imkânın var ise düzelteceksin, yok ise ikrar edeceksin, yine işe yaramaz ise bu sefer de buğz edeceksin…
Bana öyle geliyor ki çok yakında, pek yakında size öyle bir buğz edecekler ki…
Şöyle bir düşündüğümüz zaman rahmetli ERKAL’ anmamak, yâd etmemek mümkün müdür? Attığı her adımda, aldığı her nefeste “önce Erzurum gelir” demesindeki sır perdesi böylesine aralanırdı, anlayana.
Siyaset, gerçekten de bulaşılası bir uğraş değildir aslında. Amacı ne olur ise olsun; sonuçta sana karşı iyi ve kötü, artı ve eksi, olumlu ya da olumsuz muhakkak bir şeyler bırakılacak. Sen siyasetçi olarak bunları hak et veya etme, nasıl olsa saltanat kayığına binmişsin bir kere…
Hizmet etmek için birileriyle yarışmak elbette çok güzel bir duygu. Birilerine hak için, halk için el atmak gayet tabi kutsaliyet arz eder. Yardım için el uzatana el vermek ne güzel bir duygudur. Belki de siyasetçileri MAHKEME İ KÜBRA da aklayacak olan bu samimi hareket olacaktır.
Ne mi zırvalıyorum? Ya adam; güzel birkaç çalışmanı alkışladık tamam, attığın memleket hayrına birkaç adımını kat edilmiş mesafeler olarak algıladık tamam, iyiliğinden daha çok kötülüğün ile sonuçlanan birçok çalışmanı dahi sessizce izleyip sırf Ankara’da ki birkaç iyi adamın hatırına susları, pusları oynadık tamam. İyi ama e artık yeter da, sende gerçekten suyunu çıkardın bu işin. Sesimiz çıkmıyor diye böyle de yapılmaz ki…
Kentsel dönüşüm adı altında başlattığınız inşaat faaliyetlerinin ne aşamada olduğu ve bu kadim şehre ettikleri ortada. Kiralar ve ev fiyatlarındaki dâhiliniz ALLAH a havale edilenler sayfasında, tarih deyip, kültür mirası deyip şehrin en gözde alanlarının ne hale getirildiğini söylememize bile gerek yok. Örnek mi istiyorsunuz? Kalenin etrafındaki o tarih nesnelerinin arasına kattığınız modern betonarme yapılaşmanın adını ne koyacaksınız? Hani şu yolun tam kenarında olan, beyaz olan. Bittiği zaman göreceğiz, kimlere ne amaç ile verileceğini…
Bir yerleşim alanının girişinde yılan hikayesine dönen bir yapılaşma sıkıntısı vardı ya hani; bir müteahhit sözüm ona orada ev yapmıştı, hani o şahsı hapse atmışlardı falan. Eee ne değişti aynı yerde biraz daha farklı modelde ve daha kapsamlı çalışılarak, daha fazla rant elde edilecek şekilde yeniden yapıldı o binalar. Yıkılanın suçu neydi? Biz o kadar zengin miyiz ki yıkıyoruz, yapıyoruz bir de kanunları kendimize sığınak yapıyoruz. Gerçekten merak ediyorum Ahmet’in suçu neydi? Bu arada gerçek inşaatçılar bilir bu yeni yapılanlar eskisinden daha sıkıntılı, daha çok rant kokuyor.
Şehrin göbeğini yık, eyvallah.
Dönüştürüyoruz.
Sen kalk asırlık mahalleleri, komşulukları, tarihi, maziyi, anıları, arkadaşlıkları, dostlukları daha doğrusu kadim bir şehri modernleştirmek adına yık. Orada seçilmiş alanlara, özel birkaç tarih vurgusu işlenmiş farklı yerleşim yeri yap ve ses çıkarması muhtemel kesimlere bilmem ne amaç ile tahsis et ve “al gülüm ver gülüm” tiyatrosu sahnesinde birkaç plaket ile ödül al, adına belediyecilik de.
Mahalle diyorum sayın başkanım, mahalle… Sahi o mahalle halkı nerelerde şimdi? Benim memleketimin insanı da aldığı veya alamadığı veya hakkından daha küçük bedeller ile şehrin yeni yerleşim yerlerine mecburi göçe zorlandı. Kimileri de aldı tası tarağı gitti başka diyarlara.
İnanın göç edenler bu sefer kurtuldu.
Geride kalanların durumu ise ortada. Benim gariban vatandaşım Hilalkent ten biniyor özel halk otobüsüne veya Dadaşkent ten veya Yıldız kent ten kilometrelerce uzaklardan, sanki de şehirlerarası yolculuk yaparak öz vatanım Erzurum’a ancak ulaşıyor. Biliyor musunuz sayın başkanım; Bingöl’den aynı anda araç ile bu ile gelen vatandaşlarımız bizden daha kısa sürede varıyor bu memlekete, biz öyle algılıyoruz.
Caddelere henüz gelemedim ki, sokaklara. Yollarımızın durumu ortada. Belediyeler hakkında, belediyecilik hakkında, belediye hizmetleri hakkında yazacak, yazılacak çok şey var ve yazacağız da, vesselam. Kimse kimseyi kırmızı dipli mum ile aramadı.
Ama asıl mesele şundan ibaretti aslında, laf çok olunca uzayıp gidiyor böyle. Hani şu zoraki göçe zorlanan halkımız var ya? Şu sıralar hemen her hafta zam yaptığınız Özel Halk Otobüslerini mecburen kullanan halkınız. Ha işte o halkın arasındayız ya, size selamları var. Diyorlar ki sayın başkan siz ki taaa maliye bakanlarına bile akıl vererek ekonomi oluşturuyorsunuz da, siz ki hizmetin en alasını yaparak boy boy afişler, boy boy ekranlar ile reklamlarınızı yapıyorsunuz da, her şeye güzel örnekler olup plaket arşivinize bir plaket daha katıyorsunuz ya, acaba diyoruz şu her hafta yaptığınız Özel Halk Otobüsü zamlarını halkın cebine yansıtmak yerine, topu anında taca atmak yerine, sahada tutup bir şekilde çevirmeye kalksanız nasıl olur.
Nasıl mı? Mesela; şu inşaat işlerinizden dönen afakî bedellerin bir kısmını zaten sıkıntılı durumda olan ve hareket etmeleri bile mucize olan Özel Halk Otobüslerine destek çıksanız diyoruz… Yani şehir kenarına ötelediğiniz halkın yol parasını da bi zahmet siz verin. Zaten gerçek belediyecilik bunu gerektirmiyor mu?
Yeni bir zam haberine daha uyandığımız şu mübarek günde, hava Erzurum amman aman…


