VEDAT KAN


Aziz Olasın Aziziye

.


Sanırsın, kendi başına bir şehir. Kendisini yöneten bir ilçe. Kendi başına kurulmuş bir hükümdarlık. Farkındayız, eyvallahınız yok kimselere. Suyunuz sıcak ya; elinizi sıcak sudan soğuk suya sokmuyorsunuz belli. Çaldığınız düdük te ses getirir elbet, en azından siz öyle zannediyorsunuz vesselam. Zannetmeyin sakın gözlerden ıraksınız diye gönlümüzden de ırak kalasınız. 

Yakın olmasına rağmen, uzak olanlardan bir yer. Oralarda olduğu biliniyor ama ne hikmet ise canımız o taraflara gitmekte istemiyor. Çünkü çok istememize rağmen, batı bizi arasına hiç ama hiç kabul etmek istemedi de ondandır belki. Belki de o yüzdendir o taraflara gittiğimiz zaman kendimizi mülteci gibi zannetmemiz. Yani anlaşılan odur ki, batının bize bakış açısı hiç ama hiç değişmedi. Bu bakış açısını değiştirecek her hangi bir adımı da göremedik doğrusu.

Fırsatların değerlendirilme aşamasında diğer ilçelerden çok farklı ve şanslı olmalarına rağmen bu şansın pek de iyi değerlendirildiği kanısı oluşmadı nedense. Batıya açılan kapı olma özellikleri var iken; şehrin ekonomisinin büyük oranda söz sahibi olan 1.Organize Sanayi Bölgesi ve uzantısının etkisi olmasına rağmen, Türkiye’mizin sayılı şeker fabrikalarından birisine ev sahipliği yapması özelliği olmasına rağmen, iki dönemdir Dadaşkent ve Ilıca’nın vuslatının sağlanamamış olması merak konusu olarak aklımıza yer etmiştir.

Neredeyse yeniden inşa edilmesi aşamasında o kadar maddi harcama yapılan bu güzide yerde, çok basit olarak ihtiyacı karşılayacak düzeyde oto park alanının dahi olmaması, belediyecilik konusunda yeterli düzeyde bilgi ve birikimin sağlanamadığının açıkça belirtisi olarak göze batmaktadır. 

Aziziye ilçemizin geleceği ne yazıktır ki; diğer ilçelerimizin hiç birisinde olmayan birçok özellik ve avantajlar bir arada bulunmasına rağmen, kapsam dışında ve belediyecilik ile alakası olmayan işler ile uğraşılması, ayrıca halkın beklentisi olan hizmetlerin zamanında ve tam olarak yapılamaması sonucunda, asli görevlerini ihmal ederek bu tür işlerle uğraşan belediye yönetimimizin azizliğine uğratılmıştır diyebiliriz.

Bunu ben demiyorum, belde içerisinde tanıdığım eş, dost ve ikamet edenlerin büyük bir çoğunluğu diyor. Hani ben gelmesem de, gitmesem de bu şehirliyim ya, oradan aşinalığım. 25 yıl boyunca hemen her hafta kaplıcalarınızda yıkanmışlığım var. Az bir zaman önce geldim, abartılacak pek değişen bir şey yoktu 25 yıl öncesiyle. Sadece sıcak suyun farkına varıp domates yetiştirmeye başlamışsınız hepsi o kadar. Ha bir de birçok yola taş kitlemişsiniz.

Su kaydırağı ile olimpik havuz ile cirit sahası ile yollara taş kilitleme ile sera yapmak ile belediyecilik olsa idi dünya üzerinde her işletmenin adını belediye, işletme sahiplerini de belediye başkanı ile adlandırırdık. Bunu ben demiyorum ki; sizin kendi performans göstergeleri için belirlediğiniz kurallar diyor. Neymiş efendim; performans hedeflerine ulaşılıp-ulaşılamadığı ölçülebilir olmalıdır. Ölçülebilir mi? Ulaşılabilir mi? Güvenilebilir mi? Geçmiş dönemler ile şimdiki dönemler arasında ve hatta diğer idarelerin benzer göstergeleriyle karşılaştırılabilir mi? Yorumumuz olmuş mu efendim? Gerçi siz hep kol kola gezdiğiniz, aynı resim çerçevesi içerisinde poz verdiğiniz, değişmeyen yüzlerden istemişsinizdir bu yorumu ama ne yapalım bu seferlik benimle idare edin.

Hiç güleceğim yoktu. Belediyecilik işi öyle taş kilitlemeye benzemez. Halkın anlamadığı yüzlerce sayfalık rapor üzerinde değil, beyaz önlük ile bilmem hangi genel müdürle domates serasında değil, ayağında kanalizasyon artığı çizmeler ile gerçek halkın yanına gidip görüntüyü oradan vereceksin kardeşim.  Neymiş efendim; ilçe yüzölçümü çok geniş bir alana ve dağınık olarak yayılmış bir vaziyette imiş te, imkânları çok kıt imiş te… Bir de mesaj atıp yorum istemişler.

Ne diyeyim Allah iyiliğinizi versin emi; Aziz olasın aziziye