Nurettin ŞENEMRE


CUMARTESİ FIKRALARI


Nurettin ŞENEMRE

40 Yıllık Sirke

Nasrettin Hoca?ya birisi gelip;

? Hocam sizde kırk yıllık sirke varmış.. der

Nasreddin Hoca da :

? Evet Var demiş. Adam ;

? Biraz versene ilaç yapacağım demiş.

Nasrettin Hoca gülümser ve;

? Her isteyene verseydim o sirke kırk yıl durur muydu sence? demiş..

 

Kedi

Adamın birinin evine bir kedi musallat olmuş. Adam ne yaptıysa kediyi evden uzaklaştıramamış. Bunun üzerine kediyi alıp uzak bir yere götürmeye karar vermiş. Kediyi götürmüş götürmesine ama 5 saat sonra kedi geri gelmiş. Bunun üzerine adam daha uzak bir yere götürmüş kediyi.

Kedi bu sefer geç te olsa 7-8 saat sonra çıkagelmiş. Adam iyice sinirlenmiş. Almış kediyi mesafesi uzak, yolları karmakarışık bir yere götürmüş ve bırakmış. Fakat bu sefer dönüş yolunda kendisi kaybolmuş. Bunun üzerine adam evi aramış ve karısına sormuş.

? Hanım kedi eve geldi mi?

? Geldi bey, çok oldu sen nerelerdesin?

? Söyle o şerefsize gelsin beni alsın.

 

Size Niçin vereyim?

Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

-Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500 000 dolar, ancak bu güne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz? Avukat bir süre düşündü, sonra:

-Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Görevli utandı:

-Şey, hayır.

-Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?

Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:

-Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?

Görevli yerin dibine geçmişti, sadece,

-Hayır, hiç bir bilgim yoktu ? diye mırıldanabildi. Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:

-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?

 

Şemsiye

Susuzluktan kıvranan bir köy halkı, nefesi kuvvetli, ?Bir dua etti mi gökten rahmet boşalıyor? diye namı yürüyen kasabadaki hocaya haber salıp getirmişler. O gece hoca efendi, bir güzel ağırlanmış, yedirilmiş, içirilmiş sabah namazından sonra hep birlikte yağmur duasına çıkılmış Hoca dua etmiş, köylü ellerini açıp amin demiş, dua bitmiş, köye dönüyorlar, onlar yağmur beklerken hava açmış, pırıl pırıl güneş? Köye yaklaşırken, homurtular başlamış:

-Ne biçim hoca bu yahu?

-Hani bir okuyacak bir üfleyecek, gök gürleyecek yağmur yağacaktı?

-Güya karşı köye gitmiş, daha ellerini açıp duaya başlarken, gökten rahmet boşanıvermiş? Sonunda muhtar hocanın yakasına yapışmış:

-Hani hoca yağmur yağacaktı ne oldu? Hoca dönmüş:

-Size yağmur yağmaz!

-Niye yağmasın? Hocaysa hoca, duaysa dua, daha ne istiyorsun?

-Siz bana güvenmediniz!

-Ne demek güvenmedik? Güvenmesek kasabadan alır buraya getirir miydik? Aldık, getirdik, paranı peşin verdik, sen dua ettin, biz amin dedik, daha nasıl güveneceğiz?

-Siz yalnız bana değil, tövbe estağfurullah, Allah?a da güvenmediniz? Sizin kalbiniz bozuk! Köylü hep birden itiraz etmiş:

-Haşa sümme haşa, nereden çıkarıyorsun bu lafları? Hoca efendi elindeki şemsiyeyi göstermiş:

-Eğer güvenseydiniz, hepiniz yağmur yağacak diye şemsiyelerinizi yanınıza alırdınız. Hani nerede şemsiyeniz? Bir ben güvendim, şemsiyemi aldım o da yetmedi!?

 

Köpekle Konuşuyorum

Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:

? Bu eşekle nereye gidiyorsun?

? Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun?

Komşu aldırışsız:

? Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun?