VEDAT KAN


SEÇİM RÜZGÂRLARI ve SAHİPSİZ BİR ŞEHİR 2

.


Kesinlikle ve kesinlikle tekrar ediyorum; dürüst, çalışkan, vatansever, hak gözetir, işinin hakkını veren, halk için-hak için çalışan, aldığı ücretin kuruşu kuruşuna bereketini Allah'tan bekleyip o yönde fikir sahibi olan kariyeri, makamı, statüsü, sınıfı, etiketi ne olur ise olsun bütün insanımı, halkımı tenzih ediyorum… Ama şu aşamada aramızdaki çürük elmaları da ayıklama, deşifre etme zamanı geldi de geçiyor bile… “sahipsiz şehir” algısı kader değildir.

Ezber bozmaya devam edelim;

 

Kimi dönemlerde gelişmişliğin en doruk noktasına ulaşan bu şehir; art arda yaşanan savaşlar, istilalar, coğrafyasından kaynaklanan tabiat unsuru iklim şartları ve doğal kaynaklı felaketler sonucunda tarihin gözü yaşlı ve bir yanı hep eksik olan ender şehirlerinden de birisidir.

Yani demem o ki; dünya üzerinde ve bilhassa yurdumuzda bu şehir kadar acı çeken ve hatta çekmekte olan şehir sayısı, o kadar da çok değildir. Gelişmişliğinin sekteye uğrama sebeplerinden sadece bir kaçı, bu maddeleri içerse de ana maddeleri yazı dizimiz içerisinde dile getirilmeye çalışılacaktır.

Bütün dünyayı kasıp kavuran ve birkaç yılımızı açık ceza infaz kurumunda geçirdiğimiz hissiyle yaşadığımız zamanların şaşkınlığını atmak üzere olduğumuz bu günlerde, ekonominin ve ne yazıktır ki üzülerek belirtmek isterim, insanlığımızın da ayarının bayağı bir bozulduğu gözle görülmektedir. Kimsenin de bu durumu inkâr edebileceğine şahsen inanmıyorum. Çünkü daha birkaç ay öncesine kadar sırf yakıtı ödensin diye bedava dahi verilebilecek kiralık evlerdeki/iş yerlerindeki fahiş fiyat artışları. Sırf teneke olduğu tespit edildiği için telefonlar ile takası yapılan ve hatta para verilmeyen hurda parçalarına araba diye değerinin on katı bir bedel biçilmesi. Bilhassa gıda fiyatlarındaki kıtlık senaryolarını ortaya atanlar sayesinde meydana çıkarılan ve geri dönüşü mümkün görünmeyen, dakikalık raf fiyatlarındaki dengesizlikler ve ülke ekonomilerindeki birileri tarafından ayarlanabilen gel-gitler bu durumun birkaç basit ve gerçekçi örnekleridir.

 

Elbette ki şehrimizde bu yaşananlardan payını fazlasıyla almıştır, almaya da devam edecektir. Yurdumuzun her hangi bir yerinde meydana gelen her türlü olumsuzluğun, şehrimize yansıması kat be kat fazla olmaktadır. Hemen her ortamda dile getirdiğimiz şu gerçek hiçbir zaman aklımızdan çıkmamalıdır.

Erzurum zor bir şehirdir.

Erzurum pahalı bir şehirdir.

Erzurum sıkıntılı bir şehirdir.

Özetle;

Zorluğu, coğrafyasından ve ikliminden kaynaklanan bir olgu olup, yaşamayanın ve hatta karşıdan seyreden birileri tarafından anlaşılması da mümkün değildir. Eksi kırklara dayanan bir soğuk içerisinde hareket eden bir aracın yakıtının bile donduğu bu iklimde, bir şeylerden bahsederken mantık kelimesini unutmak, abesle iştigal olmaktan başka bir şey değildir.

Pahalılığı, her şeyinizin ve hatta aldığınız nefesin dahi tüketime bağlı olduğu ve bu tüketimlerin de iklim şartlarına göre ayarlandığını hesaba kattığınız zaman ortaya çıkmaktadır. Bu şehrin insanı kullandığı bütün her şeyin bedelini ya iki katı olarak ödemekte, ya da yazlık/kışlık olarak birkaç defa almak, tüketmek mecburiyetindedir. Bu şehirde halen daha mevsim meyvelerini tadamamış insanların olduğunu kesinlikle ve kesinlikle hatırlatmak isterim. Çok basit bir örnek verelim ve hemen de uygulamaya koyalım; şu an elinizde bulunan doğalgaz faturasında bulunan m3 fiyatı ile yurdumuzun başka bir yerinde doğalgaz kullanan bir yakınınızın kullandığı doğal-gazın m3 fiyatını karşılaştırınız.

 

Sıkıntılısı ise en zor şartlarından birisidir. Dedikodusunun olması, çekememezliğinin olması, “desinler” denen hayali bir mantığın, halkın iradesi üzerinde bulunarak hükmetmesi sadece birkaç örnektir. Başarılı olanların dahi bırakın çevrelerini, kendi öz kardeşleri tarafından bile “acaba nerden buldu” şeklinde yorumlandığı hikâyelerde, bir de “ben demiştim” kehaneti baş gösterir ki, istenmese de mecburen karşılığının olması gerekmektedir. Aksi halde toplum tarafından dışlanır, aşağılanır ve hatta iftira atılmak suretiyle de cezalandırılırsın. Bütün bunlar sadece bu şehirde değil hemen bütün yörelerde çok normal bir şeymiş gibi de karşılanır.

Bu tür coğrafyalarda yaşayan insanımızın en belirgin özelliği devlet kapında, devletin koruyucu kanatlarının arasında yaşamını idame ettirmesidir. Bu amaçla halkın yardım isteyeceği tek kapı siyasilerin bulunduğu parti merkezleri ve bilhassa iktidar partileri olmuştur. Bu yüzden siyasi arena bu konu başlığı içerisinde hep revaçta olmuş, halkın gözünde de hep ulaşılması mümkün olmayan bir güç olarak algılanmıştır. Kanunlarımızın vermiş olduğu dokunulmazlık zırhı, bu güç ile birleştiği andan itibaren siyasilerimizin büyük bir çoğunluğunun bindiği kibir atı da kendi halkını ezdikçe, şahlanmıştır.

Her hangi bir şehre ve halkına, bir önceki iktidar tarafından tanınmış bir hakkı, başka bir iktidarın siyasi amaç uğruna başka bir şehre ve başka bir şehir halkına götürmesi, hizmet adı altında yapılan ezme olaylarının en basite indirgenmiş halidir. İhtiyaçlarının doğrultusunda yapılması mecburiyet arz eden çalışmaların, siyasi güç tarafından aksatılması, yapılmaması veya eksik yapılması örneklerimizden bazılarıdır. Bu örneği ilimiz için kaleme aldığımızda 3. Ordu olayı akıllardan gitmeyen en büyük hayal kırıklığımızdır. Bütün bunları yapanlar da bizim oy vererek dokunulmazlık zırhına bürüdüğümüz kendi siyasilerimiz, kendi vekillerimiz di. Bütün bu yapılan yanlış icraatların altında da “sahipsiz memleket” algısı yatmakta, halk arasında olumsuz her işin ardından nakarat olarak söylenmektedir.

Hükümetlerin siyasi çalışmalarının yeterli olmadığı veya siyasi dengelerin de tam olarak yerleşemediği alanlarda, özel sektör devreye girerek ilimizin büyük bir atılım açığını kapatma yoluna gitmiştir.  Tarih sahnesinde “İpekyolu” gibi bir ayrımcı özelliğin içerisinde yer almış olan ilimiz için aslında bu konum daha avantajlı olması gerekir iken, ne yazıktır ki atılan her adımın sonucunda yeniden hayal kırıklıkları yaşanmıştır. Yaşanan bu hayal kırıklıkları şehrimizin gelişmemesinde, diğer illerin sıralamasında hep arka planlarda kalmasında ve nüfus dengelerinin alt üst olmasında çok büyük rol oynamıştır.