Anahtar Kelimeler: Üniversite çıraklığa verdi!
1

Onları asla unutmayacağız

2

Erzurum'da kar yağışı etkili oldu

3

Aziziyeli çocuklar geleceğe kayıyor

4

Erzurum yılın en büyük kış sporu etkinliği

5

Türkiye'nin en hızlı akan nehri olan Çoruh buz tuttu

6

Atatürk Üniversitesi'nde Bisiklet Politikaları ve Uygulamaları Çalıştayı

7

Atatürk Üniversitesi Yeni Yıla, 30 Programın Akreditasyon Başvurusuyla Başladı

Üniversite çıraklığa son verdi!

.

Şeyma Tahir-Ajanstürk Haber

İşsizliğin hat safhada yaşandığı şu günlerde çığ gibi büyüyen işsizler kervanına bir de son demlerini yaşayan esnaflar katıldı. Yıllar geçse dahi varlığını sürdürecek gözüyle bakılan terzi, berber, sobacılık gibi meslekler bile son çırpınışlarını veriyor. Birçok ekonomik sebebin yanı sıra değişen dünya şartlarından etkilenen mesleklerin asıl sorunu ise; işinin ehli, kalifiye eleman eksikliği sorununun giderilememesi oluyor.

Mesleki ve teknik eğitimin önemli olduğu toplumlarda yaşamlarını üreterek sürdürmek ve bu üretim için de üretimden sorumlu, üretim süreçlerinde yetkin ve eğitimli insanlara ihtiyaç duyulur. Aksi takdirde toplumlar yaşamlarını sürdüremezler ve bunun yanında var olan temel meslek grupları da unutulup gider.

Bu sorunun önüne geçmek için bir dönem mesleki eğitimlerin geleneksel çıraklık eğitimi yöntemiyle verilmesi esnafları ayakta tutuyordu. Herhangi bir eğitimi ve yeteneği olmayan insanlar buralarda ustalar tarafından yetiştiriliyor bir nevi hayata hazırlanıyordu. Yamak-çırak-kalfa-usta şeklinde kademelenen sistemde her iş belli bir döngüyle sağlanıyordu. Çağımızın modern tabiriyle ara eleman ihtiyacı özellikle çocuk yaşlardaki gençlerin bir ustanın yanında çalışarak bir meslek edinmesi ve ustasından sonra o mesleği sürdürmesiyle gerçekleşiyordu. Böylelikle insanlar kendilerine bir iş kapısı yaratıyor ve o işte ustalaşmaya başlıyordu.

Gelin görün ki zamanın şartları değiştikçe terzi, berber, sobacılık, gibi mesleklerde bu işi yapan ustalarla birlikte azalmaya başlıyor.

Bu sorunun temelindeyse insanların geleneksel bir sistem içerisinde yetişip bir işte ustalaşıp daha sonra o dalı meslek edinme fikrinin cazip gelmemesinde yatıyor. Böylece toplumun bel kemiğini oluşturan mesleklerin gelişimine ve devamına bir katkı sağlanmıyor ve unutulmaya, yok olmaya mahkûm kalıyorlar.

Terziliğe adanmış bir ömür

İşte o unutulmanın eşiğindeki mesleklerden biriyse terziliğe tam 54 yılını vermiş Mucip Kullebi. Bu yolda çırak olarak başladığı terzide işin ilmini öğrenip kendi dükkânını açmasına kadar uzanan bir geçmişi var. Yıllar geçmesine rağmen kendisini yetiştiren ve bir meslek sahibi olmasını sağlayan ustasını gözleri yaşlı yâd ediyor. Ömrünü adadığı terzilik mesleğini ise eksilmez, kısalmaz vefalı bir dost olarak tanımlıyor. Bu vefalı dosttan ne yazık ki yeni neslin bir haber olduğunu ve hiç kimsenin artık meslek olarak tenezzül etmediğini üzülerek belirtiyor. İnsanların artık iyi bir eğitim alma taraftarı olduğunu ve bu yüzden üniversitelere akın ettiğini dile getiriyor. Bu noktada ailelere de çocuklarını bir ustanın yanına eleman olarak verme fikrinin cazip gelmediğini söylüyor ve şunları ekliyor : “Aileler çocuğum üniversite okusun diyor. Fakat çok ince bir detayı kaçırıyorlar. Çoğu insan okuyor ama mesleki eğitim veren okullarda okuyan kimse yok. Doğal olarak ne modern usullerle eğitim alınıyor ne de geleneksel çırak usulüyle. Böylelikle bu meslekler unutuluyor ve daha acısı da siz buna engel olamıyorsunuz.”

 

Her alanda yetenekli ve kalifiye eleman ihtiyacının olduğuna değinen Kullebi,  “Herkes bu ülkede elini taşın altına koyup bir şeyler yapsa bizler her konuda kalkınırız. Bugün işinin ehli terziler sırf insanların ilgisi hazır giyime kaydığı için iş göremez hale gelip, dükkân kapatıyorlar. Bu tablonun sorumluları ise sen, ben, hepimiziz.” diye durumu özetliyor.

“Ölürsem gözüm arkada kalacak”

Terziliğin yıllar geçse dahi unutulmayacak bir meslek olduğunu ifade eden Mucip Kullebi, mesleklerin sonunu getirenlerinde yine insanlar olduğunu söylüyor. Eğitimin elbette önemli olduğunu fakat bu mesleklerinde unutulup gitmemeleri için insanların da bu alanlara yönlendirilmeleri gerektiğine değiniyor ve içinde ukde kalan bir isteğini paylaşıyor: “54 senemi verdiğim bu meslekte içimi sızlatan ve tek pişmanlığım bir eleman yetiştiremem oldu. Ölürsem gözüm arkada kalacak. En azından benden sonra bu işi yapan cevval bir adamım var diyebilmeyi çok isterdim.” diyor.

Bir diğer eleman eksikliğinden yakınan ise berber Turan Porsuklu. Abisine heveslenip başladığı berberlik mesleğini 40 sene geçmesine rağmen ilk günkü heyecanla yapıyor. Zamanın değişen şartlarıyla beraber herkesin okumaya yönlendiğini ve bir ustanın yanında çalışmanın kimseyi tatmin etmediğini ifade ediyor. Porsuklu, maddi olarak bu tarz küçük işlerin kazanç sağlamadığı gerçeğine de değiniyor ve ekliyor :” İnsanların para kazanamadığı bir işi yapmak istememeleri gayet doğal bir durum fakat herkes böyle düşündüğü takdirde çok değil beş on seneye böyle bir mesleği yapmayı bırakın adını unutacağız. O yüzden biraz daha duyarlı olmak hiç kimseye bir şey kaybettirmez.”

“Meslek okulları açılmalı”

Bu gibi mesleki sıkıntıların önüne geçmek için ise “Devlet çıraklık konusunda teşvikler veriyor, ama ona rağmen 8 yıllık eğitimi tamamladıktan sonra gençlerin çıraklık yapması zorlaşıyor. Bu konuda farklı tedbirler alınmalı. Meslek okullarında bölümler açılmalı. Çünkü mesleğimizin devam etmesi gerekiyor.” diye belirtti.

Her birinin ekmek kapısı olarak gördüğü ve dört ele sarıldıkları mesleklerinin yok olup gidişini izlemek oldukça zor bir durum. Dünya çok hızlı dönüyor ve teknoloji akıllara durgunluk verecek şekilde gelişiyor, ilerliyor. Alışkanlıklar, yaşam biçimleri, tüketim kalıpları insanları sürekli değişime zorluyor. Hızla değişen yaşamın içinden en azından bu mesleklerin unutulmaması için emek ve çabaya ihtiyaç var.

Çekiç seslerinin azaldığı ve bir bir kepenklerin kapanmaya başladığı bir diğer emektar meslek ise sobacılık. Sobacılar mesleklerinin son demlerini yaşadığı bu dönemde zar zor geçinmeye çalışıyorlar. Ama hepsinin ortak bir isteği var. O da sanatlarının yok olmaması ve insanların meslek olarak tercih etmeseler bile hobi olarak yapmaları ve bu işe sahip çıkmaları oluyor.

 

“İnşallah çok geç kalınmadan bu acı gerçek anlaşılır”

Çocukluğunu, gençliğini kısacası ömrünü sobacılık mesleğine adayan 67 yaşındaki İbrahim Tavlaşoğlu yaşına aldırış etmeden gönül verdiği mesleğini yaşatmak için bu yola baş koymuş. Maddi imkânsızlıklar yüzünden dükkânını kapatan Tavlaşoğlu, gocunmadan bir başka sobacının yanında çalıştığını gururla anlatıyor. Yılların usta sobacısı bildiklerini bir başkasına aktarmak ve bir fayda sağlamak için mesleğine devam ettiğini de söylüyor.

Tavlaşoğlu, sobacılık zanaatının zor bir iş olduğunu, kolay kolay usta yetişmediğini de anlatıyor ve ekliyor. “Buraya eleman olarak gelen insanlar işi öğrenmek için gelmiyorlar. İlk sordukları soru ne kadar ücret alacakları oluyor. Öyle bir zaman gelecek ki ustalara ihtiyaç duyulacak ama yetişmiş eleman olmadığı için hem bu işi yapanlar hem de bu meslek yok olup gidecek. İnşallah çok geç kalınmadan bu acı gerçek anlaşılır ve önüne geçilmek için bir şeyler yapılır.” diye açıklıyor.

Gözünü yükseklere diken yeni neslin, "seçkin meslek" statüsü verilen mühendislik, mimarlık, elektrik, elektronik, bilgi sistemleri, tıp ve hukuk gibi alanları hedeflemesi, en yaygın mesleklerin bile sonunu getiriyor. Bu noktada önemli olan gençleri doğru yola yönlendirmek  emeğin, sanatın tek ve biricikliğini hatırlatmak.