Anahtar Kelimeler: " RİSKİNDE YÜZDE ARTIŞ OLABİLİR"
1

İSTANBUL GÜNLÜK TRAFİK SIKIŞIKLIĞINDA DÜNYA ALTINCISI

2

İklim değişikliği İzmir’de masaya yatırılıyor

3

BNP Paribas Cardif ve Tohum Otizm Vakfı iş birliği ile özel çocuklara Bursa’da yeni bir sınıf açıldı:

4

Bayer Gençlik Tarım Zirvesi’nde Artan Dünya Nüfusunu Beslemek İçin 100 Genç Bir Araya Geldi!

5

TEB, yüzde 0,99 faiz oranıyla konut kredisi kampanyasını yeniledi

6

20 yaşındaki karısını döverek öldürdü

7

Hava Kuvvetlerinde FETÖ'den 53 gözaltı kararı

"SEL RİSKİNDE YÜZDE 100 ARTIŞ OLABİLİR"

İklim değişikliğiyle artan kuraklığın Güney kısımlardan gittikçe Türkiye’ye doğru ilerlediğini söyleyen Enerji Sistemleri Mühendisi Dr. Canan Acar, “Bazı bölgelerin tamamen tarımsal alan olmaktan çıkması

 durumu söz konusu. Eminönü’nde insanlar su altında kaldı. Maalesef önlem alınmazsa bu gibi durumların sayısı artacak” dedi.

Yıllara göre hesaplanan iklim raporları, son 150 yıl içerisinde dünyanın sıcaklık derecesinin her geçen gün daha fazla arttığını gösteriyor. Ortalama sıcaklık farkının 1,5 dereceyi geçmesi tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de oldukça etkiliyor. Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde 1,5 derecelik artışın hava olaylarının yanı sıra, kuraklığı da beraberinde getireceği, şuanda Suriye topraklarında yaşanan kuraklığın ise Türkiye’ye ulaşmasının beklendiğini öngörülüyor. Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Enerji Sistemleri Mühendisiliği Öğr. Üyesi Canan Acar, önlem alınmadığı takdirde son 10 yıl içinde kuraklığın daha da fazlalaşacağını ve Türkiye’de nadir ya da hiç görülmeyen iklim olaylarının sayısının artacağını belirtiyor.

 

“Sıcaklık farkının 2 dereceyi geçmesi bekleniyor”

 

Geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki sıcaklık değerlerinin hesaplanarak ortalamanın elde edildiğini söyleyen Öğr. Üyesi Dr. Canan Acar, şu anki ortalamanın 0,5 olduğunu ve önleyici çözümler bulunmaması halinde bu rakamın 1,5 olacağını söyledi. Acar şöyle devam etti: “1850 ile 1900 yılları arasındaki ortalama sıcaklık farkı ile şimdiki fark kesinlikle eşit değil. Eğer bu ortalamalar arasındaki fark 1,5 dereceyi geçerse belli sorunlar olacak. Hatta farkın 2 dereceyi geçmesi de öngörülüyor. Bu ortalamalar arasındaki farkın 1.5 dereceyi geçmesi ile 2 dereceyi geçmesi durumunda oluşacak sorunlar farklı. Bu bağlamda 1.5 veya 2 derecelik fark, 2030 ile 2052 yılları arasında gerçekleşecek eğer hiçbir şey yapılmazsa. Eğer fosil yakıt tüketmeye ve nüfus artışına devam edersek 2030 yılında kadar yakalanacağımız bazı durumlar olacak. Ekstrem hava olayları ve havanın hangi çeşitlerde etkileneceği gibi örnek gösterilebilir. Su, okyanuslar, kutuplar, deniz seviyesinin yükselmesi, dünya nufüsunun bunlarla birlikte etkilenmesi de bu karşılaştırmalara örnek verilebilir. Türkiye’de pek yaşanmasa da dünya genelinde ciddi nüfus kayıpları ortaya çıkıyor. Bu durumdan da dünya nüfusunun yüzde 9’u yani 700 milyon insan etkileniyor 5 derece farkla ama bunun 2 derece olmasıyla 2 milyar insan etkilenecek. Örneğin, şuan ki sel riski yüzde 100 artar. Büyük sel riskleri iki katına çıkar. Eğer 2 derecelik farkı yaklarsak yüzde 170’lik bir artış olur” diyen Acar Türkiye’nin ısı değişiminin etkilenmesi hakkında ise şu ifadelere yer verdi;

 

“Tarım alanları 10 yıl içinde yok olabilir”

 

“Güney Avrupa ve Türkiye’yi de içine alacak olan bir gerçeklik bu. Güney bölgelerden Suriye gibi ısı değişimleri oldukça göze çarpıyor ve bu değişiklik, Türkiye’ye doğru ilerliyor. Böylece ülkemizi ele alırsak tarım çok ciddi şekilde etkilenecek bu ısınmadan. Pamuk ve buğday gibi gıdalar özellikle. Mesela, pamukta da sel riski çok fazla. Bitkilerin de insanlar gibi belirli alışkanlıkları var, havalar biraz erken ısındığında ağaçlar çiçek açar ama tekrar kar yağdığında telef olur. Dolayısıyla tarımsal ürünlerde buna neden oluyor. Bu ürünlerin içinde çay, fındık, zeytin de var. Örneğin, hortum bile görülmeye başlandı Türkiye’de. Türkiye’de hortum gerçekleşen bir şey değildi ki. Çok kuvvetli bir hava akımı olduğunu düşünün, bu hortum olarak da karşımıza çıkabiliyor. O kadar açık sularda olmadığımız için Türkiye’ye dokunma gibi bir ihtimali olmuyordu fakat artık oluyor. Sıcaklık farkı karayla okyanus arasında oluyor. Okyanusun ortasında sıcaklık çok farklı, karada çok farklı olabiliyor. Ama biz bunu yaşamıyorduk. Kışları artık gayet ılık geçiyor. Yaz ortasında çok şiddetli yağışlar olabiliyor. Bu yaz da oldu. Eminönü’nde insanlar su altında kaldı. Maalesef önlem alınmazsa bu gibi durumların sayısı artacak. İklimdeki bu ekstrem değişikliklerde tarım alanları ciddi bir şekilde etkilenecek. Bazı bölgelerin tamamen tarımsal alan olmaktan çıkması durumu söz konusu. Yani önlem alamazsak Türkiye 10 yıl içinde tarım tarım yapamayacak bir ülke haline gelecek. Bu 10 yıl içeresinde gerçekleşebilir. Yani hiçbir şey yapılmama durumundan bahsediyoruz. Kömür santralleri oluşturulur, karbondioksit emisyonları için önlem alınmaz ve kontrolsüz orman yangınları olmaya devam ederse karşılaşacağımız durum bu.”